ŞUBAT, 2008

‘OLMAK'...

OLMAK; bizim gerçek doğamız, özümüz, kaynağımız, iç benliğimizdir. ‘Olmak' kişiliğimizin en derinlerindeki tüm harektleri destekleyen temeldir. İç benliğimizi anlamak ve açığa çıkarmak, gerçek olan bizi ortaya koyar. Bu doğrultudaki eylemlerimizle de asıl kendimizi yaratırız.

‘Olmak' ile yaşam arasındaki ilişkileri gözden geçirelim. Her gün yaşadıklarımıza bir bakalım. Yaşarken doğamızla uyumu sağlayabiliyor muyuz? Onu anlamak ve açığa çıkarmak için ne kadar farkındalığa sahibiz? Gerçek doğamızdaki hareketleri ancak saf bilinç haliyle algılar, yaşamın tüm alanlarında temel alabiliriz. ‘Olmak' başlı başına bilinçli bir farkındalık haliyle sağlanabilir. Saf bilinçlilik dediğimiz doğal dengeyle onu anlar ve açığa çıkarabiliriz. Bunun sonucunda da yaşamı gerçekten İÇERİDEN DIŞARIYA doğru yaşamaya başlarız. Yaşanan her deneyim, uyanmış doğamız çerçevesinde gerçekleşir. Artık her an dünya maskesini çıkarıp, kendisini cömertçe size sunacaktır. Büyük bir huşu, saf ve pozitif bir mutluluğun yaşandığı saf bilinçlilik haliyle öz beni yaratırız. Tüm kuşkular, tüm korkular, tüm sınırlamalar, tüm zayıflıklar geride kalır. Kendimizi dünya dışında değil, onunla bütünleşmiş, ondan hoşnut, gerçekten ona ait buluruz.

‘Olmak'; gerçek benliğimizi sunmak için daha fazla zaman ayırmalıyız. Eğer yapabildiklerimizin daha fazlasını yapmak ve anlamak istiyorsak, önce daha fazla olmalıyız. ‘Olmak' içinde bulunduğumuz andaki sonsuzluktur. Şu anda ‘Olmak' hakkında düşünmek, şu anda ‘Olmak' demek değildir. Bunu bir örnekle açıklamak istiyorum. Bir randevunuza geç kaldığınızda, sıkışık bir trafikte beklemeniz gerektiğinde ya da bir işi gününde yetiştiremediğinizde, beyninizdeki stresi yakalayın ve onu içinde bulunduğunuz sonsuzluk kavramına göre ayarlayın. Kendinizi daha iyi hissedecek, enerji harcamaktan kurtulacak ve daha etkilini olacaksınız. Ya da biri sizi eleştirdiğinde, tepki göstermek, saldırıya geçmek yerine, beyninizdeki tepkiyi yakalayın. Onu özdeki bütünsel birlik kavramına göre ayarlayıp, sükunetle eyleme dökün. Özden seçimler yapmak için her gün karşınıza düzinelerce fırsat çıkar; bu seçimler size sıcak duygular, şükran, kabul, olumlu ilişkiler ve umut olarak geri dönerken, böylece siz gerçek benliğiniz olmuşsunuzdur.

Gelin! Doğasallığımızın tezahürü için saf bilinçlilik halini alışkanlık haline getirelim.

Ayşe Tuzlacı