Kendini tedavi etmek, eşyaları hareket ettirmek, zaman üstü zamanları yaşamak, dünya hayatının güzelliklerini usulen yaşamak, endişe tasa yaşamamak, spontane konuşmak, gaybdan söz söylemek ve işitmek, bakmak, görmek, dokunmak. Dünya dışı yaşamla bağlantılar, iletişimler kurmak… Hepsini elimin tersiyle itiyorum.
"Hayır, ben bunları yapamam, ben bu kadarım, daha fazla olamam.."
"Çok mu zor?" diyorlar, "Yapamamaktan mı korkuyorsun?" "Sen bunun için gelemdin mi? Aşağıya indiğinde hatırlatmamızı istemiştin, işte hatırlatıyoruz, neden hatırlamıyorsun?"
"Galiba istemiyorum, işte sorun burada, çünkü gerçekten isteseydim yapardım. Dünya beni sarhoş etmiş, vizyonlara dalmışım, çıkamıyorum."
Bulunduğum basamak çok tatlı geliyor, ayrılmak istemiyorum. Robot kalmak nasıl tatlı gelir? Tanrı olmak yerine mahluk kalmak nasıl tercih edilir? Bunu anlayabilmek için robotlar dünyasından örnek vermek gerekiyor sanırım. Tam bir benzetme değil ama teşbihte hata olmaz derler; Uçakla gitme imkanı varken neden atlı arabaya binilir? Bahçeli bir villada oturmak yerine, neden kulübede yaşamak tercih edilir? Bunlar insana nasıl tatlı gelebilir?
Böyle bir varlık dünya da ne garip karşılanır değil mi? Neler neler söylenir hakkında. Afedersiniz ama "Yuh" derler tek kelimeyle, başka söze gerek yok. Peki şu dünya denilen gezegeni seyreden varlıklar, hamilerimiz, robotumuzdaki gözlerimizle göremediklerimiz, hatırlatmayla görevli olanlar, mevsimlerle görevli olanlar, biyosferik yaşamla görevli olanlar vb. liste saymakla bitmez sonsuz sınırsızlığa açılır, sizce ne diyorlar benim gibilere?
Yukarıdaki kelimeyi kullanırlar mı gerçekten bilmiyorum ama onlara verdiğim sözleri tutmadığım için mutlaka "YAZIKLAR OLSUN SANA" diyorlardır.
Yazıklar olsun bana; ayağıma gelen fırsatları birer birer teptiğim için, illüzyonun verdiği zevkten kendimi alıkoyamadığım için, bana güvenenleri yarı yolda terkedip gittiğim için, yazıklar olsun bana. Güzel diye gösterilen kötüyü tercih ettiğim için yazıklar olsun, utanmayı bile bilmediğim için yazıklar olsun, şeytanımın oyuncağı olduğum için yazıklar olsun, bilip de yapmadığım için binlerce yazıklar olsun, öğretilmeyi hakedenler yerine öğrendiğim ama karşılığını vermediğim için yazıklar olsun. Kutsal Babama verdiğim binlerce sözü tutmadığım için yazıklar olsun, ihanette olduğum için, bu dünyayı eğlence sandığım için yazıklar olsun, hala benden umudunu kesmeyenlere birazcık olsun karşılık vermediğim için yazıklar olsun.
Af dilenmenin sınırları aşıldı, pişmanlık mekanizmasının suistimali ayyuka ulaştı. Artık söylenecek söz kalmadı, sözün bittiği yer, nutkun tutulduğu yer, kalemin kuruduğu yer…..
CİHANGİR DERİNCE |