ŞUBAT, 2008

ÇOK GARİP...

Çok gariptir insanın her zaman yerinde saymayı seçmesi, yenilenmek yerine...

Beşer kalmayı seçmesi, Tanrısallaşmak yerine. Atıl kalmayı seçmesi, üretken olmak yerine…
Anne karnındaki çocuğun yerini beğendiği gibi beğenir insan, bulunduğu evrim basamağını. Çıkmak istemez buradan, oysa Mevlana'nın dediği gibi bilmediğinden yapar bunu, ah bir bilse dışarısı ne kadar güzel, anne karnından çok daha güzel, nazlı olur mu hiç çıkmak için dışarı? Olmaz elbet..
İşte egosuna esir olmuş varlığın durumu da böyledir. Muhteşem bir bilgisayar var kullandığı robotta. Biyokompütür diyoruz ona. Öyle muhteşem ki, düşündüğünüzü enerji olarak gönderiveriyor ve siz neyi imgeliyorsanız, düşünüyor veya hayal ediyorsanız anında oluşumlar başlayı veriyor;
Başarı mı istiyorsunuz? Para mı istiyorsunuz? Huzurlu bir hayat mı? Her ne isterseniz isteyin, hemen düşünmeye başlayın, hayal edin ve istediğinizi belli edin. Talep Yasası devreye giriyor ve oluşumlar başlıyor. Peki biz bunun yerine ne yapıyoruz? Endişeleri, tasaları, eleştirileri, sözde dert dediğimiz olayları, sözde sorun dediğimiz durumları, belki de bir başkasının kötülüğünü veya sağlık sorunlarımızı, kısacası bizi bir adım daha ileri götürmeyecek olan herşeyi düşünmeyi seçiyoruz. Ne kadar aciz varlıklarız Ulu Tanrım, kendimizi iyileştirmek yerine doğamızda olmayan birşeyi seçiyoruz; hasta olmayı. Çünkü hayatlarımız Tanrısallığımıza aykırı düşüncelerle, duygularla, zevklerle dolup taşıyor. Böylece raydan çıkan trende sarsılmalar, vagonlarda kopmalar oluyor…
.

Şimdi bakıyorum da kendime, nasıl olmak isterdim nasıl oldum diye, ne yazık ki çok ah çekiyorum. Çünkü hala BEN olmaktan çok uzağım. Olgularının elinde esir olan bir varlık olarak, yönünü bilmeyen serseri mayın gibi dolaşıyorum. Bana BEN olmayı öğretiyorlar, "hayır olmaz diyorum", ısrar ediyorlar "senin aslın budur" diyorlar ben inanmıyorum, görmezlikten geliyorum, o basamağı çıkmak istemiyorum, annemin karnı gibi gördüğüm şu anki basamağımda kalmak istiyorum..

Hayat bana bolluk bereket sunuyor, almıyorum. Sağlık ve güzellik sunuyor, göz ucuyla bile bakmıyorum. Daha fazla maddi ve manevi imkan sunuyor, elimin tersiyle itiyorum. İnsanlığa daha faydalı olmayı sunuyor, ilgilenmiyorum. Hz. İnsan olmayı, Halifetullah olmayı sunuyor, "çünkü bu fıtratında var" diyor, duymamazlıktan geliyorum…

Çünkü hiç bilmiyorum düşünebildiğini yaratmayı, düşündüğün yerde olmayı tatmayı, görmeyi, duymayı. Hayal bile edemiyorum, kendi gücüme inanmıyorum, "basit varlık" olduğuma inancım öylesine kuvvetli ki, geleceğimi göremiyorum.