ŞUBAT, 2008

Bedensel hücre çekirdeği aktarımıyla sürdürülen klonlamada bir yetişkin memeliden beden hücresi alınır .Büyümesi zayıflatılıp embriyo aşaması gelecek kadar küçültülür.Aynı türden bir dişinin hücresi alınır ve hücreye ait dna sı çıkarılır. Beden hücresinden alınan çekridek- dna bu hücreye aktarılır ve kaynaştırılır.

Ortaya çıkan hücrede verici hücre dnası bulunduğu için normal bir hücre faaliyetine başlar .Yetişkin bir dişi rahmine yerleştirilerek hamilelik başlatılır .Kalıtsal özellikleri açısından beden hücresi alınan canlının genetik özelliklerini taşımaktadır.

İşte klonlamanın geldiği nokta artık o canlıyı kendi doğasından uzaklaştırarak genetiğiyle oynanmış bir oyuncak yapmakta ve bu tarz Gen aktarımı çalışmaları sonucu tek boynuzlu keçi, üç bacaklı tavuk gibi görünüşte çarpıcı veya insan proteinlerinin hayvanlara ürettirilmesi gibi tıp için yapıldığı öne sürülerek aslında üzerinde çalışma yapılan canlının genetik yapısını tamamen suni çalışmalarla değiştirilmesi gerçekleştirilir. O canlı üzerinde bir kez genetik bir oynama yapılması soyun geleceği açısından büyük değişimlere yol açmakta ve mutasyonlu bedenlerle çoğalan canlı çeşitliği oluşturulmaktadır.

Çekirdeği olan hücreler, farklı gelişim evreleri içeren bir yaşam döngüsü geçirir. Hücrelerin hangi evreyi ne kadar sürede tamamlayacakları doğaları gereği programlanmış durumda. Belli bir organizmanın tüm hücreleri bu evreleri aynı sürede tamamlıyorlar. Bu evrelerinin denetim altına alınmasının, hücrenin yaşam döngüsünü olduğu kadar, hücrenin özelleşmesini, örneğin beyinden veya kas hücrelerinden hangisine dönüşeceğini de kontrol altına alarak hücrenin genetik saatini sıfırlamayı sağlar.

Klonlamada işlem gerçekleşirken oluşabilecek en büyük risk hücreye yerleştirilene kadarki süreçte içinde laboratuvar çalışması sırasında çekirdeğin yaşadığı sıvının tam ayarlanamaması ve embriyonun çalışmalar sırasında sarsıntı geçirmesidir.Klon canlılarda bu nedenle ençok Büyük Bebek semdromunun nedeninin bu olduğu tahmin edilmektedir

Hücrede Dna nın sadece çekirdekte bulunmayışı kendi DNA'sına sahip organellerden mitokondrinin özellikle önem taşımasını ortaya çıkarmaktadır. Bu mitokondriler zigotun bölünmesinin ileri evrelerinde, embriyo hücrelerine dengeli bir biçimde dağılıyor; fakat canlının daha ileri gelişim evrelerinde, bu denge belli tipteki DNA'lara doğru kayabiliyor. Parkinson, Alzheimer gibi hastalıkların temelinde bu mitokondriyal DNA kayması sürecinin etkileri bulduğu belirtilmektedir.Bu nedenle kloanlama yapılan canlı zigot gelişimine müdahele edilmiş olması yüzünden sağlıksız bir canlı olarak yaşamını sürdürmek zorunda kalmaktadır.