OCAK, 2008

Dostlarımız

Dünya planetinin içinde bulunduğu hulus döneminde kozmik mevcelerin sebebiyet verdiği tekamül hızlandırılması meyanındaki bilinç şoklamaları alışılagelmiş bilinç performansının aşkınlığında muhtelif fraksiyonları ortaya çıkarmaktadır. Bilinç performansındaki yücelimler, bilinçleri Allah‘ın bilinç boyutundan şoklamayla sağlamaktadır. Neticede nötral bir bilinç performansının oluşması hangi varlıkta tezahür edebilmişse o varlık, evrenlerdeki her unsur ve hadiseye kötü veya iyi gözüyle bakmayacaktır. Daha önceki tebliğlerimizde de belirttiğimiz gibi tüm evrenlerde her şey olması lazım gelecek bir şekilde oluşturulmaktadır, oluşmaktadır. Bunun farkında olabilmek bilinç performansının belirli bir noktaya gelmesine bağlıdır. Eski tabiriyle kesret ortamı denilen ve içindeki birbirine zıt değerlerle fantaziyet belirten dünya tekamül küresinin sathı, Siklüsten sonraki kozmik zamanlara uygun mekanlaşmalarla değiştirilecektir... Şimdi olduğu gibi çok sıhhatli ve düzenli bir iletişim kanalı olan mediamik kanaldan dünya planetinin kozmik ilahi akımlarla belirli bir bilinç aşamasını gerçekleştirmesi için her ne lazımsa yapılmıştır. Belirli devirlerde dünya planetine belirli mediamik kanallardan gönderilen verilerden bir örnek sunuyoruz.

Dost, dost... Gönüllerin karalığına şifa gerek... şifa nedir ışıktır... Ancak ışıkta yürüyene karanlık da gerek. Karanlık olmasaydı, aydınlığın kadri bilinir miydi? Her şeyde hikmet budur. Her şey zıttı ile kaim. Muhaliflerle uğraşmak muhalif olmayana rağbeti arttırmaz mı? Temayül edenleri görmenin verdiği mutluluğun içinde muhaliflerin etkileriyle ilgili payeleri görmek gerek... Çekilen azaplara oflanıp poflananlar şunu idrak edemiyorlar. Çekilen azaplar olmasaydı sen mutluluğu nasıl ölçüp biçip tartacaktın. Dünyanın hali fantezi her görünüş bir kesretti, ya Vahdeti olsa ne olur, apışıp kalırsın bu olur... Neyi nasıl yapacaksın her bir şey birbirine benzese. Olamaz. Olamaz her şey benzer olamaz, zira dünyalık akıl sonra bundan bir şey anlayamaz. Kesret olmalı kesret, akla uygun düşen bir kesret. Nereye baksan ayrı bir renk ve şekil, ayrı ayrı görünüşün cümbüşü sense belirli bir akıl mızrabıyla bu cümbüşün tellerine dokunmak için bekleşir durursun. Tanrı şekilden şekle, renkten renge, fizikten fiziğe girebilen her şeyi boşuna mı yaratmış. Elbet bunda bir hikmet var. Her bir varlık ayrı bir rolle çıkıyor dünya sahnesine, herkes ayrı telden çalıyor, o dünyaya gelen beşer neyi seçer neden geçer. Her şeyi toz pembe görür, dışta karar kılar, faziletler terk edilir kalpler düzensiz atar, nefisler kararır, vicdanlar donuklaşır, o dünya hapsine teslim olan divane, dıştan geçene derler deli, deli diyenler divane. Dost dost gönüller edilir üzgün, kalbin kırık atmaz düzgün, boş ver sen hiçbir şeye aldırma Tanrı senden hoşnut ya mutsuz olma. Gönül üzgün kalpler ezgin, yenmiş vurgun coşan deniz olmuş durgun. Bir kaosa sürüklenmiş koskoca insan. Hangi beşer bulursun pişman. Üzgün gönül bir beşerin elindeki dizgine vurulmuş, esareti yoğun bir at gibi şahlanıyor hani nerede vicdani hürriyet nerede kurtuluş.