
Özgürlük yüzyıllardır insanların peşinden koştuğu bir olgu.. Diktatör ve baskıcı devirlerin arayışa sürüklediği insan varlığı için Özgürlük, hür- bağımsız ve her hangi bir hüküm altına girmeden kendi karar bakış açıları zevk duygu ve düşüncelerine göre yaşayabilmek demek..
Pek çok insan özgürlüğü ararken yokluk, yoksunluk, eksiklik, duygularıyla karşı karşıya kalmış.
Hakiki özgürlükse çok daha derince -çok daha içte bir yerlerde gizli..
Şimdi zaman bilincin özgürlüğü zamanı; bilinci Özgür bırakmadan yaşanan hiçbir olgu Özgürce yaşanmış sayılmaz. Çünkü onu kısıtlayan sınırlayan engelleyen koşullara ve şartlara başlayan prangalarla örülmüştür
Bir varlık doğup büyürken kendi tercihlerini zevklerini duygu ve düşüncelerini kendi seçimleriyle veya toplumun din, eğitim, gelenek vb kurallarına göre gerçekleştirmektedir.
İşte tüm bu etkenlerin onda oluşturduğu koşullanmalar; alışıla gelmişlik ve kayıtlanma ve şartlanmaları oluşturur beyinde. Beyin her düşünceyi istifle en çok kullanılandan en az kullanılana; eyleme geçilenden eyleme geçirilmeyene kadar her şeyi.. O hayattaki her olguyu istifler kendi kompütür loblarına..
Özgür olmak isteyen için öncelikle gerekli olan bu kayıtlanmalardan kurtulmak ; bu kayıtları tek tek bularak kısıtlılıklarının yerini evrensel ve sınır ötesi olan içe dayalı kayıtların almasıdır..
Bildikçe öğrendikçe aklı daha iyi kullana biliriz belki bu bizi fiziki bağlardan engel ve sınırlayıcı faktörlerden kurtarır . İçe yönelerek gerçek Özgürlüğü iç bakışla bakmakta değer yargıları ve kayıtlanmaların ardındaki hakikatçe görmekte bulabiliriz ancak.
İşte bu noktada artık düşünce yoktur Zira o sınır çizgisi geçilmiş aşılmış düşüncesizlik içindeki farkındalık keşfedilmiştir.
|