
KENDİNİ BİLMEK YA DA TANIMAK, İNSANIN DEĞİŞMESİ ZORUNLUĞUNUN DOĞAL BİR UZANTISIDIR. DEĞİŞMEK, UYANMAK, ŞUURLANMAK İÇİN FAZLALIKLARI TERK ETMEK, İÇSEL BİR MÜCADELEYE GİRİŞMEK, ÖZDEŞLEŞMEYİ KOLAYLAŞTIRAN BAĞIMLILIKLARDAN SOYUNMAK ŞARTTIR. G.I.Gurdjieff
Hepimiz çok uzun ve meşakkaetli evrim süreçlerinin içinden geçerek şu an bulunduğumuz noktaya geldik. Bu yolculuğumuzda bize hep rehber olan içselliğimizle başardık. Belirtmeliyim ki, şu an bulunduğumuz nokta çok kritik bir durum olmakla birlikte bütünsel bir bakış açısına göre, ancak asılların yaşanmasına bir başlangıç olarak görülebilir. Asıl olan asliyeti yaşamaktır.
Asliyeti yaşamak nasıl bir şeydir, nasıl yaşanır diye sorulduğunu duyar gibi oluyorum. Asliyet kendini bilmenin çok ileri bir maverasıdır. Bunun için insanın idrağında olan subjektif kavramların değişerek objectif kavramlar haline dönüşmesi; vektörel bakış açısından küresel bakış açısına geçilmesi, yaşanılan olayları bütün boyutlarıyla ele alıp özsel olarak işleyip aktifliğe sokması gereklidir.
Kavramların ve olayların Özsel olarak işlenebilemesi için kalbin işlemleyicilik faaliyetine ihtiyaç duyulmaktadır. İnsan bedeninde işlemleyicilik görevini kalp yapmakta ve beyinde açılması gereken genetik kodların açılımını sağlamaktadır. Açılımı sağlanan genetik kodlar ile yeni bir kavrayış düzeyine erişilmektedir. Kalbin işlemleyiciliği ile hareket eden bir kişi, yücelimini sağlarken beyninde kapanması gereken genetik kodları kapatabilmekte, açılması gerekenlerini de açabilmektedir.
Bundan ötürü, irade çok önemlidir. Her ne durumda olursa olsun kişi, kalbinin aktifliğine sarılması onu Özsel olmayan kaile alışlardan uzak tutacaktır. Kendisini en içinden çıkılmaz durumda hissetse dahi, iradesiyle izafi hislerine karşı durmalı, kalbinin işlemleyiciliğine güvenmeli ve kalbinin sunduğu veriler doğrultusunda aktiflik göstermelidir.
|