EYLÜL, 2007

Eserleyici Güç Planlarının görev icraat üniteleri dünya planına indikleri zaman önceleri kapalı farkındalık şuur boyutu içinde olurlar bu dönemdeki kapalılık halleri Çekirdek Dünya zaman dilimi içinde karşılaştıkları Obje, Subje ve hadiseler ile kod açılımlarına uğrar ve bu açılıma istinaden eserleyici odaklar için bir alt yapı tanzim edilmiş olur. Daha sonra bu açılımların ışığı doğrultusunda muazzam eserler vermeye başlarlar bu eserler gerek görsel duyumlama olsun gerek işitsel duyumlamalarla olsun o eseri yapan ve esere karşı bir hayranlık uyandıran ve kod açıcı sistemler doğrultusunda ( negatif veya pozitif ) yüklemler yaparak, yayın yapmış olurlar ve bunlarla muhavece olan her bir varlık kendi istihakına uygun olan açılımlar ceryan eder.

Sanat yada Sanatçı kavramlarının taşıya bilecek bilinc ünitesi sanatını icra ederken kendisinden çıkacak olan her bir eser spontene olarak işlemesi gerekir.İlham deninlen bu olgu spontenin yaşanmasına yön verir. Düşünceden (Tahtel Şuur Boyutundan) devreye sokularak yapıtlanan eserler doğaçlayıcı eserler katogorisinden sayılmaz.

Bu boyuttan alınan eserlerin yapılanmasında kesinlikle pzitif güç negatif güç dengeleme sistemleri icaplarına uygun olarak negatif tesirlerden müteşekil porlara yüklem verilmesi de söz konusudur.

Şimdi sizlere doğaçlamanın dehane örneklerini sergileyen Eserleyici Güç Planının Görev İcraat Ünitelerinden biri olan Wolfgang Amadeus MOZART tanıtacağız..

( 27 Ocak 1756 yılında Salzbug ' da doğmuş, 5 Aralık 1791 yılında Viyana ' da ölmüştür).
Salzburg ' un Getreidegasse sokağında bulunan bir evin loş bir odasına Leopold Mozart ' ın Johannes Chrysostomus Wolfgangus Theophilus adlı oğlu dünyaya gelidiği zaman bu evin üzerine gökten bir nur inmişti. Sonradan kendisini Wolgang Amadeus adıyla tanıtan bu çocuğun babası Salzburfg ' da orkestra şef muaviniydi. Asıl Şef i olmadığından daima şikayet eden baba Mozart, Schwaben eyaletinden Salzburg ' a meyleden bir müzisyendi. Aydınlık devrinin hayalden uzak temkinli karakterini taşıyan bu adam mucizelere hiç inanmazdı. Lakin küçük çocuğun yaptığı ilk besteleri görünce o bile gözyaşlarını gizleyemedi. Harika çocuk Mozart, kendisiyle haklı olarak iftihar eden babası tarafından dünyanın büyüklerine takdim edildi. Onların takdirini kazandı. İmparatorlar, krallar, musikişinaslar ve daha önce şüphe etmiş olanlar bile bu çocuğun önünde hayranlıkla eğildiler. Fakat kısa zaman sonra çocukluk devrini geride bırakan genç Mozart, aynı çevreden eski ilgiyi beklediği halde, daha önce harika merakı ile bol bol bahşedilern saygı ona tekrar gösterilmedi. 30 yaşında iken olgunluk çağına eren Mozart, seviyesine uygun itibarı görmek istedi. Fakat dünya buna aldırmayarak maddi sıkıntı içinde kıvranan ve ölüm derecesinde hasta olan Mozart ' ı yalnızlığa terk etti.