
Kuzey Amerika'da uygarlık anlayışları farklı doğayla iç içe yaşamayı öğrenmiş bir topluluk.
Garip gelecek belki, Kızılderililer şehirler içerisine kapanmaksızın doğayla uyumu gözeterek bedenin dengelerini sağlayacak şekilde yaşıyorlardı. Onlar hakkında sağlıklı bilgiyi şüphesiz sözlerinde, bıraktıkları eserlerinde ve yaşayış biçimlerinde bulabiliriz. Yeterli bilgi var ve bu bilgiler içerisinde onların gerçek yaşamlarını yansıtacak, bize aksettirecek olanlarını almak zorunludur. Yoksa mevcut literatürler yayınlar Kızılderilileri anlamamıza yetmeyecektir. Okullarda çevre ile ilgili faaliyetler içerisinde belki bir Kızılderili Reis'in zamanı aşan ve günümüzde değeri anlaşılan mektubunu okumuşsunuz veya dinlemişsinizdir. Şüphesiz bu mektupta birçok Kızılderili filminden daha değerli mesajlar bulmuşsunuzdur. Bu mektup yazıldığı yıl okunsaydı, belki de geniş kitlelerce anlaşılmayabilirdi. Dünyanın şu sıradaki su, hava ve topraktaki dengelerin bozulmuş olan haline bakarak yeniden değerlendirme yaptığımız zaman, çevre ile ilgili değerini arttırıyor ve mektubun verdiği mesajların değerini daha iyi anlıyoruz.
Kızılderililerin tarih sahnesinde ilk olarak yer alması 1492 yılında Kristof Kolombun Amerika'yı keşfetmesiyle başladı. Kolombun günlüğünden Kızılderililerin “son derece sade, dürüst ve eli açık insanlar olduğunu, herhangi birinden sahip olduğu herhangi bir şey istenince hemen verdiklerini, kötülüğü bilmeyip tatlı dilli insanlar” olduklarını öğreniyoruz.
Demiri silahı bilmiyorlardı ama bu onların uygar olmadıkları anlamına gelmiyor kuşkusuz. Uygarlık anlayışı sadece, insanın teknolojik araç yapıp kullanmasında ve bu araçlarla şehirler kurup yaşamını kolaylaştırmasında aranmamalı…Uygarlık insan olarak ne kadar içsel olgunluğa ulaştığımızda da aranmalıdır. Bu olgunluk olmadan insanlığın ortaya çıkardığı araçlar silah olarak da kullanılabilir. Kızılderililer de kendi doğa ile iç içe yaşadıkları yaşam alanlarından uzaklaştırılırken icat edilen bu araçların silah olarak kullanıldığı topluluklardan biri oldu.
Kızılderililerin kökeni ve nasıl geldikleri diğer Amerikanın yerli toplulukları olan Maya, Aztekler gibi merak edilen ve araştırılan bir konudur. Mevcut bilgilere göre Kızılderililer Asya'dan Bering boğazı yoluyla gelmiş olmalıydılar. Uygarlıkla ilgili insanlığın ilk başlangıcı Asyada olduğu inanışına göre bu düşünce savunulmuştur. Buzul devrinin bitiminde suyun buzullarda depo halinde olması nedeniyle deniz seviyesi düşüktü ve Bering Boğazı kara parçası durumundaydı.